Ağustos 2017 Vitrini

Ağustos 2017 Vitrini
Libreria Aqua Alta, Venezia
William Goldingin Deniz Üçlemesi Tamamlandı Aşağıdaki Yangın Raflarda
Aşağıdaki Yangın, William Golding, Sel Yayınları

William Golding’in Deniz Üçlemesi Tamamlandı: ‘Aşağıdaki Yangın’ Raflarda!

Sel Yayıncılık tarafından yayına hazırlanan Nobel Ödüllü yazar William Golding’in Deniz Üçlemesi’nin son kitabı olan “Aşağıdaki Yangın” Banu Tellioğlu Altuğ çevirisiyle ağustos ayı itibarıyla okurla buluşturuldu. Yazara Booker Ödülü’nü kazandıran, serinin ilk kitabı “Geçiş Ayinleri” haziran ayında, ikinci kitap “Yan Yana” ise temmuz ayında raflarda yerini almıştı.

19. yüzyıl İngiltere’sinde yaşayan her kesimden insanın, adeta toplum yapısının bir prototipini oluşturacak şekilde bir araya geldiği bir gemi yaratan Golding, üçlemede demokrasi, özgürlük, kolonileşme, din, ahlak, bürokrasideki yozlaşma, aristokrasi, milliyetçilik gibi kavramları tartışıyor. Bununla birlikte yazar dönemin entelektüellerinin edebiyat ve bilime yaklaşımlarına da değiniyor.

Üç kitap boyunca vaftiz babasının torpiliyle resmi bir göreve yerleştirilen Edmund Talbot karakterinin İngiliz sosyal ve sınıfsal yapısına has özelliklerin, güvertenin tümüne ve kamaralara sızdırıldığı bir klostrofobik gemiyle çıktığı macerasına tanık oluyoruz.

William Goldingin Deniz Üçlemesi Tamamlandı Aşağıdaki Yangın RaflardaÜçlemenin ilk kitabında insanın karanlık yönleri kutsalı parodileştiren harika bir kurguyla işleniyor. İkinci kitap ise sizleri düşmanlığın, ölüm korkusunun, deliliğin ve aşkın sardığı gizemli ve sarsıcı bir deneyime davet ediyor. Son kitap ise belki de tarihin en uzun deniz yolculuklarından birinin nasıl sona erdiğini anlatıyor okuyucuya ve aynı zamanda Golding’in kıvrak zekasıyla birlikte derinlikli bir mizahla toplum eleştirisi yapıyor.


Melih Cevdet Andayın Tüm Yazıları Bir Arada Suçumuz Edebiyat Çıktı
Melih Cevdet Anday, Suçumuz Edebiyat, Hazırlayan:Yalçın Armağan, Everest Yayınları

Melih Cevdet Anday’ın Tüm Yazıları Bir Arada: ‘Suçumuz Edebiyat’ Çıktı!

-Çık benim şair tabiatım, çık orta yere-

Büyük Garip şairi Melih Cevdet Anday’ın 1939-1996 yılları arasında çoğu gazetede yayımlanmış tüm denemeleri, tek bir kitap halinde Everest Yayınları’ndan çıktı!

Daha evvel yine Melih Cevdet üzerine çalışmış ve derlemeler yapmış Dr. Yalçın Armağan tarafından hazırlanan kitap Anday’ın bir kısmı dergilerde kalmış, bir kısmı farklı deneme kitaplarına dağılmış edebiyat hakkındaki tüm yazılarını bir araya getiriyor. Böylece şairin edebiyata dair tüm fikirlerini tek elden bulabileceğimiz muhteşem bir kaynak ortaya çıkmış oluyor.

Kitap adeta Melih Cevdet’in edebiyat güncesi gibi. Döneminin sanat tartışmalarını, olaylarını, yazarlarını ve kitaplarını anlattığı tüm yazılar Anday’ın kendine özgü bakış açısıyla kaleme aldığı denemelerden oluşuyor. Anday, bu yazılarda edebiyatı estetik perspektiften ele almanın yanı sıra estetiğin toplumsal zeminini de tartışıyor.

Çoğunluğu gazetelerde yayımlanan bu yazılar köşe yazısı dediğimiz türün epey dışında kalıyor ve epeyce geniş bir yaklaşımla edebiyat kuramından güncel edebiyata kadar birçok soruya cevap arıyor.

Türk edebiyatının en popüler tartışma konularından olan ‘Bizim klasiklerimiz var mı?’ ya da ‘Biz düzyazı geleneği kurabildik mi?’ gibi sorularla birlikte şair; edebiyat-toplum, sanatçı-eser, eleştiri dili gibi birçok konuyu irdeliyor. Böylece Melih Cevdet bizi hem kendi hem de döneminin edebiyat dünyasına davet ediyor.


En Mavi Göz
En Mavi Göz, Toni Morrison, Sel Yayıncılık

En Mavi Göz

“Irkçılık” ne can acıtıcı bir kelime! Tek bir kelimenin içinde ne çok gözyaşı ne çok acı sığmış durumda.

Bu insanlık ayıbı durum, sanatın her dalına da malzeme olarak bir anlamda farkındalık yaratılmaya çalışılıyor.

Toni Morrison da 1970 yılında yazdığı “En Mavi Göz” ile acımasız ve amansız bir dünya ile karşılaşan siyahi bir kızın öyküsüne misafir ediyor bizi.

Nobel ve Pulitzer Ödülü’nün sahibi Toni Morrison, kitabında İkinci Dünya Savaşı dönemlerinde ırkçılığa bağlı olarak insanların yarattığı duygularla siyahi bir kız çocuğu Pecola’nın herkes tarafından aşağılanmasına tanıklık etmemizi sağlıyor.

Bu acımasız durumun bireysel ve toplumsal açıdan travmalarını gözlemeyebileceğiniz eser “ırk ayrımı”nın en çarpıcı örneklerinden biri olma özelliği gösteriyor.

Can Yayınları tarafından 1993 yılında Türkçeye kazandırılan eser şimdi de Zeynep Baransel’in çevirisi ve Sel Yayınları etiketiyle yeniden okurlarıyla buluşuyor.


Alberto Manguel - Merak
Merak, Alberto Manguel, YKY

Alberto Manguel – Merak

“Coğrafyamın haritası okumalarımdır. Tecrübe, hafıza, arzu onu renklendirir ve biçimlendirir ama kitaplarım onu tanımlar.”

Alberto Manguel

2009 yılından bu yana Kalem Kültür Derneği tarafından gerçekleştirilen Tanpınar Edebiyat Festivali kapsamında Alberto Manguel’e dair çok hoş bir proje duymuştuk. Festival kapsamında “Alberto Manguel ile Beş Şehir” projesi tasarlandı. Manguel; Tanpınar’ın kitabında yer alan İstanbul, Ankara, Erzurum, Konya ve Bursa’ya giderek Tanpınar’ın ardından bu beş şehre tanıklık edecek ve bu şehir üzerine üstat Tanpınar gibi bir metin, belki bir kitap yazacaktı. Nitekim Türk edebiyatının deneme ustası Tanpınar’ın ardından bu şehre dair izlenimlerini Manguel de hayata geçirerek 2016 yılında “Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir” kitabında bizlerle paylaştı.

Bu kitap, Manguel’in sadece bir çalışmasıydı. Çevirmenlik, editörlük ve yazarlık kariyerinde birçok kitabı okuyucuları ile buluştu.

2017 yılının Temmuz ayı sonlarında ise okuyucuları yeni bir kitap ile selamladı Manguel.

Dante’nin ölümsüz eseri İlahi Komedya’nın ışığında “Merak” kavramının peşinden gitmek ister misiniz? “Merak” kavramının kendisini merak ederken yazar, on yedi bölümde on yedi soruya cevap arıyor: “Dil nedir?”, “Hakikat nedir?”, “Hayvan nedir?” …

Bu soruların cevabını ararken de edebiyatın uğrak noktalarından kitaplara başvuruyor. Okuyucu, bir kitap okurken birçok kitabın sayfalarına misafir oluyor, bir yolculuğa tanıklık ediyor.

“Merak” duygunuzu gidermeye hazır mısınız?

Kitaptan:

“Evrende dağınık olanın
onun derinliğindeki sevgiyle
bir araya geldiğini gördüm tek ciltte”

“Dante’nin vizyonu, muazzamlığına rağmen (ya da bu yüzden) onun o cildi anlaşılır kelimelere tercüme etmesine mani olur; kitabı görür ama okuyamaz. Kitapları toplayarak Dante’nin bu hareketini tekrar ederiz, fakat hiçbir insan tek başına evreni bütünüyle tercüme edemeyeceği için arayışımız niyetin sonuçtan daha önemli olduğu Ulikses’in arayışına benzer. Başarılarımızın her biri yeni şüphelere yol açar ve bizi yeni arayışlara kışkırtır, bizi sonsuza dek bir sorgulama ve canlılık haline mahkûm eder. İşte merakın özündeki paradoks budur.”


Mtsenskli Lady Macbeth
Mtsenskli Lady Macbeth, Nikolay Leskov, Dedalus Yayınları

Mtsenskli Lady Macbeth

Tolstoy, Dostoyevski, Çehov gibi Rus edebiyatının önemli yazarlarıyla aynı dönemde yaşayan ve ülkemizde bu yazarlara nazaran daha az tanınan Nikolai Leskov’un “Mtsenskli Lady Macbeth” ve “Şeytan Kovma” isimli öyküleri, içinde bulunduğumuz Ağustos ayı itibarıyla “Mtsenskli Lady Macbeth” adı altında tek bir kitapla okuyucuyla buluşuyor. Uğur Büke tarafından Rusça aslından çevrilen öyküler, Dedalus Kitap aracılığıyla raflardaki yerini aldı.

Opera ve filme uyarlanan öykü ( Mtsenskli Lady Macbeth) 19. yüzyılda genç yaşında toprak karşılığında kendisinden yaşlı bir adamla evlenmek zorunda bırakılan Katherine’in  ( Lady Macbeth) hayatını konu alıyor. Evliliği bir tür köle hayatı sürmesine neden olan Katherine’in günleri kocasından şefkat görmeden geçiyor. Ruhsal dünyasındaki sıkıntıları kocası ve kayınbabasının evden uzaklaştığı vakitte yaşadığı deneyimler ve bunun sonunca değişen ruhsal dünyasıyla başka bir hal alıyor. Onu gittikçe acımasız bir kadına dönüştüren bu olaylara ve acımasızlığın ona yaptırdıklarına bizler de sayfaları çevirerek şahit oluyoruz.

Akıcı dili ve sade üslubuyla yazdığı öykülerinde 19.yüzyılın ekonomik ve sosyal sorunlarına işaret eden ve onları gözlerimizin önüne seren Leskov’la tanışmak belki de Rus klasiklerine de farklı bir gözle bakmanızı sağlayacak. Şimdiden iyi okumalar!


Babam Beni Şahdamarımdan Öptü
Babam Beni Şahdamarımdan Öptü, Ozan Önen, Destek Yayınları

Babam Beni Şahdamarımdan Öptü! 

Ozan Önen’in, 17 yaşındayken haftalık mizah dergisi LeMan’da yayımlanan bir yazısıyla başlayan yolculuğu, 2004 yılında ilk öyküsünün KülÖykü’de ve ilk yazısının Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmasıyla devam etti.

Felsefe bölümü mezunu olduğu Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde kurduğu ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu’na üç yıl başkanlık etti. Öykü, deneme, anlatı, hiciv, mizah yazısı, röportaj, gezi-seyahat ve köşe yazısı gibi pek çok türde yazdığı yazılar birçok dergi ve gazetede yayımlandı. L-Manyak dergisinden sonra ismine en çok Penguen dergisindeki yazılarıyla aşina olduğumuz Ozan Önen, aylık edebiyat dergisi OT’ta da yazmaya devam etmekte.

Kimisini Penguen dergisinden bildiğimiz, kimisini henüz okumadığımız yazılarının derlemesinden oluşan kitabı Babam Beni Şahdamarımdan Öptü, Ağustos ayı itibariyle kitabevlerinin raflarında okurlarıyla buluşacak.

Destek Yayınları’ndan çıkan kitap 91 yazıdan oluşuyor.

“…ben şuna inanırım: Bazı kelimelerin sonu hayattır. Hayatta insanın gereksinimini duyduğu cümleler, döner dolaşır; o insanı mutlaka bir şekilde bulur. Umarım ki bu kitap da, buradaki cümlelere ihtiyacı olan herkesi bir gün aniden bulur…” sözleriyle dileğini dile getiren Ozan Özen, zaman zaman lirik ve mitolojik örgülerle bezediği deneme ve öyküleriyle fark edilen genç bir yazar ve ilk kitabının arka kapağından şöyle seslenmekte:

“Tekneleri ve yıldızları memleketi olarak görenler, ıssız yerlerde kendisi için evren olanlar, beklentisiz ve vaatsiz sevenler, yargılamadan-yadırgamadan dinleyenler, “Seni Seviyorum”a karşılık “Ben de seni” demek istemeyip alternatif “Ben de seni”ler üretenler…

Islak iskele kokusunu sevmeler,

Bir şeyler,

Bir şeyler…”


Adalet Ağaoğlu’ndan Sessiz Bir Adam
Adalet Ağaoğlu, Sessiz Bir Adam, Everest Yayınları

Adalet Ağaoğlu’ndan “Sessiz Bir Adam”

Ölmeye Yatmak, Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi, Ruh Üşümesi, Romantik Bir Viyana Yazı kitaplarının ve daha nicesinin yazarı, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatımızın önemli kadın yazarlarından Adalet Ağaoğlu’ndan yeni kitap!

Everest Yayınları etiketiyle okuyucu ile buluşan “Sessiz Bir Adam”,  yazarın toplumcu gerçekçi anlayışını bir kez daha ustalıkla buluşturduğu ve bunu bir eleştiri olarak sunduğu bir roman özelliği taşımaktadır.

İlk romanlarını lise yıllarında yazmaya başlayan Ağaoğlu, bugün sahip olduğu roman anlayışından farklı olarak ilk romanlarında aşk temasına ağırlık vermiştir. Üstelik ilk romanlarında Şükufe Nihal Başar, Kerime Nadir, Peride Celal gibi ilk kadın romancılarımızın izini sürmek mümkündür.

Basılı ilk yazıları ise beklenenin aksine tiyatro eleştirileri üzerinedir. 1946 yılında Ulus gazetesinde ilk tiyatro eleştiri yazıları çıkmıştır. Kısa bir süre sonra ise Kaynak dergisinde şiirleri okuyucu ile buluşmuştur.

İlk romanının basıldığı 1973’e kadar oyunlar çevirmiş, tiyatro eleştirileri yazmış, sahnelenmesi için oyunlar yazmıştır. Kısacası yazı ve yazın en büyük uğraşı olmuştur her daim.

İlk romanı “Ölmeye Yatmak” ile roman anlayışını ortaya koymuştur. Bireyin içsel hesaplaşmaları, iç dünyası ile dış dünyası çatışan karakterlerin analizi eserlerinin ortak noktası olmuştur. Toplumu çok yönlü sunan ve iç monolog gibi birçok teknikle toplum-birey ilişkisini ele alan yazar, eserlerinde Türkiye’nin birçok dönemine değinmiştir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren toplumumuzun geçirdiği değişimleri adeta bir panorama olarak sunan yazar, şimdi de “Sessiz Bir Adam” romanı ile okuyucuyu yeni bir döneme tanıklık etmeye davet ediyor.

Tanıtım bülteninde de değinildiği gibi: Herkesin bildiği ama hiç kimsenin izlemediği, şimdiye dek ne yayımlanmış ne sahnelenmiş olan Sessiz Bir Adam, Everest Keşif sayesinde okurun karşısına çıkıyor.

Adalet Ağaoğlu’nun usta kalemi ile bir kez daha buluşma vakti!

Yanıtla

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin