Orada, Uzakta Bir Köy: Obaba!

Orada Uzakta Bir Köy Obaba

Kendine özgü, anlamı derinlerde, geniş bir çevrede gelişen olayları anlatan, merak uyandıran ve tüm bu özellikleri taşıyan farklı öyküleri uyum içinde bir araya getiren bir roman Obabakoak. Birbirine bağlanan öyküler kitabı diğer tabirle. Bernardo Atxaga’nın tanınmış bir yazar olmasında büyük payı olan, 1989 yılında İspanya Ulusal Edebiyat Ödülü’nü kazanan Obabakoak, yazarın tutkuyla bağlı olduğu Baskça dilinde yazılmış, yazarın kendisi tarafından İspanyolca’ya çevrilmiş.

Obabakoak sözcüğü Obaba adlı kasabaya ait olanlar (insanlar ve tüm diğer şeyler) anlamına geliyor. Kitabın ismi, Bask Bölgesinde küçük bir kasabanın yerel hayatına ilişkin bir roman olduğu izlenimini verse de roman tek bir yere odaklanmayan, yazarın hayali kasabasından çıkıp dünyaya uzanan öykülerden oluşuyor. Birbirine temas eden bu öyküler, çocukluk dönemi hikâyeleri olarak başlıyor, yol öykülerine dönüşüyor ve son olarak da edebiyata ve yazın dünyasına dair önemli ve derin incelemelere tahavvül ediyor.

Orada Uzakta Bir Köy ObabaKitabın önsözü, “Bask Edebiyatına Giriş”, Ibon Sarasola tarafından kaleme alınmış. Bu bölümde, Bask Edebiyatının tarihsel yolculuğunu, giderek azalan edebiyat ürünlerinin savaş sonrası süreçten nasıl etkilendiğini okuyoruz. Kitabı okudukça, yazarın Bask diline olan sevgi ve ihtimamını öğrendikçe, önsözde anlatılanlar daha anlamlı hale geliyor.

Obabakoak, başladığı ilk satırdan itibaren, yazmak ve edebiyatla ilgili bir kitap. Yazarın edebiyat sevgisi, romanın içindeki mekânları da edebiyatla olabildiğince donatmış. Pek çok kez notlar, günlükler, kalemler ve kitaplarla karşılaşıyoruz okuma esnasında. Edebiyatla sıkı sıkıya bağlı olmasına rağmen yalnızca teorik bir dil değil, metaforla dolu bir anlatım, şiirsel ve biraz da gerçeküstü bir tarz kullanmış yazın boyunca Atxaga. Öyle ki; Bağdat’tan Hamburg’a, İspanya’dan Amazonlara uzanan yollar çizerek, okuyucuyu kimi zaman belirsizlikle ve merakla baş başa bırakmış. Düşsel bir yolculuk sürmekteyken, olay örgüsü, gerçeğin başka yüzlerini keşfetmekle sonlanmış. Bazı öykülerse, belki de okuyucunun kendi gerçeğine ulaşması için, kesin bir sonla nihayetlenmemiş.

Edebiyat ürününün fiziksel varlığıyla, sözcüklerin yapısıyla, bir eserin içindeki her bir kelimenin işaret ettiği örtülü anlamları ile gerçekten ilgili olan yazarın başardığı bir diğer şey de dil ve edebiyatın önemini en öne koyarken, birden çok teknik kullanması. Yer yer yorumlama ve deneme halinde ilerlerken, zaman zaman otobiyografi ve bazen de estetik edebiyat teorileri kitabına dönüşüyor Obabakoak. Kitabın sonunda yazmak ile ilgili bir kısım var ki; yazmaya hevesli okurlar için bir kılavuz niteliğinde.

Kitabın ilk bölümü olan “Çocukluk” okuru romana bağlayan, kimi zaman metafizik olgulardan yararlanıyor. Merak uyandırıcı ve akıcı olan bu ilk bölümde, yaşadığı topraklarda hâkim kültür ile hiç barışamamış bir yabancının, uzak kalmak ve çoğunluğa benzememek arzusundaki bir babanın, çocuğunun hayatına sessiz sedasız yön verişini okuyoruz.

Kafanda kuşlar olması beni endişelendirmiyor; beni endişelendiren bu kuşların hep aynı kuşlar olması[1]

“Villamediana Halkı Onuruna Dokuz Kelime” adlı bölüm ise, okuyucuyu  şaşırtan, mekânlar ve kişiler hakkında bir türlü kesin sonuca ulaşmaya izin vermeyen öyküler bölümü. Kitabın en etkileyici anlatımına sahip bu kısım nostalji dolu. Kaybediş, maziye uzaklık ve ait olduğu yerden uzağa savrulmayı işliyor bu bölüm.  Gerçeğin esneyerek değiştiği fabllar ve eski halk hikâyeleri ile beklenmedik şekilde yazılan bu bölümün sürprizi ise, geleneksel mesajların dışına çıkması. Tüm dünyada bilinen bir halk öyküsünü yazdıktan sonra bu hikâyeyi bambaşka bir perspektiften yorumlayarak, hikâye içinde hikâyeye dönüştürüyor Atxaga. Ve belki tam da hayatı anladığı, yorumladığı şekilde öyküleri birbiri ile kavuşturuyor.

Hayatın yargılanışı, yalnızca bütünlüğü içinde- in extenso-[2] mümkündür. Parçalar halinde, bir günü alıp diğer günü çıkararak ya da bir yapbozun parçaları gibi yılları ayırıp, bu iyi oldu, bu uymadı diyerek değil. Çünkü yaşayan her şey bir nehir gibi yaşar. Kesilmeksizin, durmaksızın. [3]

Orada Uzakta Bir Köy ObabaYazarının kimliğiyle sıkı sıkıya bağlı bir kitap Obabakoak. Yazar, kim olduğunu roman boyunca parça parça okur ile paylaşıyor. Dünyanın türlü yerlerinde vuku bulan öykülerle bir seyahat tutkunu, gittiği yerlerden topladığı hikâyelerden koleksiyon yapan bir öykü sever, gezerken ya da sıradan yaşamını sürmekteyken her daim iyi bir gözlemci, anlatıcı ve elbette bir edebiyatçı Atxaga.

Kendi yazarlığıyla, Bask diliyle kurduğu bağla, hayal gücüyle, felsefe birikimiyle, çocukluğuyla ve sevdiği yazarlarla selamlaşıyor Atxaga kitap boyunca. Belki kendi yazarlığına nasihat ediyor, belki mazisindeki boşlukları dolduruyor:

“Düşüncelerimiz kum gibidir ve ne zaman düşüncelerimizden bir avuç almaya niyetlensek, kum tanelerinin büyük bir kısmı parmaklarımızın arasından kayar.”[4]

Öykü çeşitlerinden, çeşitli büyülü anlatımlardan, ustalıklı edebi dilden başka, karakterlerin tahlilleri, insana ait pek açık olmayan bazı hisleri de anlatıyor Obabakoak.

“Bazı insanlar vardır ki ruh hallerinin hava şartlarına göre değişmediğini söyleyerek kendileriyle iftihar ederler. Bu insanlar “Benim mutluluğum gökyüzünün sıcaklığına bağlı değil, çünkü içimde bana özgü bir iklim var,” derler. “[5]

“Bu katı insanların sadece tek bir konuda, yalnızca bu kadar değersiz gördükleri hayatlarındaki eylemleri yargılarken yumuşadıklarına çok defa tanık oldum. Bunu yaparken, yani hayatlarını yargılarken -kendilerini hep daha değersiz hissederek- bütün silahlarını en yakınlarındakilere doğrulturlar.”[6]

Bask Edebiyatı sevgisiyle başlayan, çocukluğun düş ve gerçek algısı arasındaki perdeyi aralayan, küçük bir kasaba öyküsü gibi yola çıkıp dünyayı dolaşan hikâyeleri içinde saklayan bir kitap Obabakoak. Yazarlara öykünün sırlarını, hayalperestlere düş dünyasının görünmeyen kapılarını, sonunu merak edenlere alternatif sonlarını aralayan bir kitap. Modern İspanya’da bir kasaba etrafında edebiyatla birbirine bağlananların kitabı.


OBABAKOAK
Bernardo Atxaga
Aylak Adam Yayınları
Türkçesi: Mesut Özden Gözütok
[1] Syf:32
[2] Lat. Etraflıca, enine boyuna
[3] Syf: 35
[4] Syf:34
[5] Syf:134
[6] Syf:175

Yanıtla

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin