‘’Sürgün dili’’ Ladino İspanya’da Tanındı!

Yaklaşık 600 yıl boyunca kendini koruyabilmiş Yahudi İspanyolcası Judeo Espanyol yani Ladino, İspanya’nın en yetkin kurumu Royal Academy’nin İsrail’de bir Judeo Espanyol şubesi açacağını duyurmasıyla yüzyıllar sonra tanınmış oldu.

15. yüzyılda İspanya’dan Anadolu ve Balkanlar’a göçmek zorunda kalan İspanyol Yahudilerinin İberya’da konuştukları Ladino yalnızca o dönem İspanyolcasını yansıtmakla kalmayıp zamanla Türkçe, Fransızca, Yunanca, Arapça ve İbraniceden aldığı kelimelerle zenginleşmiş, ancak günümüzde ciddi manada kaybolmakla karşı karşıya gelmiştir.

Son yıllarda Osmanlı Devleti’nin coğrafyasında yaşamış halkların kültürleri ve dilleri ile ilgili çalışmalar yapmak isteyen araştırmacıların etkinlikleri, özellikle yazılı kaynak sayısının çok az olması dolayısıyla Ladino noktasında kısır kalmaktadır. Ancak yaş ortalaması maalesef 50’nin üzerinde olan ve bu dili konuşmaya çalışan insanlarla iletişime geçerek birtakım çalışmalar yapılabilmekte.

Bu noktada İsrail’deki Bar-Ilan Üniversitesi’nin Yönetim Kurulu üyelerinden İstanbullu Selim Salti’nin çalışmaları kayda değer niteliktedir. Aynı zamanda Bremen Üniversitesi’nden Alman asıllı Carolina Spiegel de Türkiye’de yaşayan Sefarad Yahudileriyle iletişime geçerek çalışmalar yapmaktadır.

Rita Ender’in senaryosunu yazdığı ve Yorgos Demir’in çekimlerini yaptığı “Las Ultimas Palavras”, “Son Sözcükler” isimli belgesel de bu konu üzerine yapılan ciddi çalışmalar arasında gösterilmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında İzak Algazi tarafından ‘’Lo Voz Orientales’’ adında bir haftalık dergi çıkarılmıştır. Yine günümüzde Yahudi Cemaati’nin yayımladığı ‘’Şalom’’ dergisi haftalık yayınlarının bir sayfasını bu dile ayırmaktadır.

Tüm bunların yanında uzun yıllardır Los Paşaros Sefaradis, Estreyikas d’Istanbul, Yasmin Levy Sefaradi müziğin notalarıyla bize hem tanıdığımız bir o kadar da yabancı olduğumuz ezgileri hediye etmektedir.

Bu dilin korunabilmesi için çalışmalarda bulunan ülkemizin önemli yazarlarından Mario Levi   bir konuşmasında Leyla Erbil ile yaşadığı bir anıyı şöyle aktarıyor;

Bana bu ışığı, bir konuşmamda, nurlar içinde yatsın çok sevdiğim yazar büyüğüm olan Leyla Erbil vermişti. Konuşmamı yaptım. Leyla Hanım konuşmama gelmiş, karşımda duruyor ve beni dinliyor. Gurur duymuştum. Sonra çıkıp bana ‘Neden ana dilinizde yazmadınız’ diye sordu. ‘Önce yazsaydım bile kim okuyacak, sonra da kim basacak’ diye cevap verdim. ‘Haklısınız’ dedi. Ama artık virüs benim içime girmişti.”

Bunun ardından da anadilin önemine değinmek noktasında Ladino sayesinde Cervantes’in Don Kişot romanını İspanyolca okuyabilecek kadar öğrendiğini sözlerine ekliyor.

Şarkılar, şiirler, sözlerle, bizden aldıkları ve bize kattıklarıyla içinde kültürümüzden derin izler barındıran, fakat her şeyden önce bir dünya mirası olan bu dilin çok uzun dönemlerdir belli bir azınlık tarafından konuşulmasına rağmen böyle güzel bir halde kendini korumuş olmasında emeği geçen herkesi çok mutlu edecek bu haberi sizlere vermekten dolayı sevinç duyarız!

Fotoğraf: Ladino Literature Revival web sitesinden alınmıştır.

Yanıtla

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin