Alfred Stieglitz: “Fotoğraf Benim Tutkum, Gerçeği Arayışım, Takıntım”

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
Hands of Georgia O'Keeffe, Alfred Stieglitz, 1920

“Wherever there is light, one can photograph”

Alfred Stieglitz (1864-1946) kendi döneminin hatta kuvvetle muhtemel tüm zamanların en etkili “amatör” fotoğrafçılarından biridir. Tabiri caizse ‘ekmek parasını’ kazanma yolları aramasını gerektirmeyecek özel bir gelire sahip olması kendisinin sanata ve fotoğrafa olan tutkusunu şımartmasına, mükemmelliyetçi ideallerinin peşinden koşmasına hatta ‘kamera’ ile geçimini sağlamaya çalışanları eleştirebilmesine olanak vermiştir diyebiliriz.

Amerikalıdır. New Jersey’de Alman-Yahudi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelir ve gençliğini babasının çocuklarına daha iyi bir eğitim sunmak isteği doğrultusunda ailesi ile birlikte göç ettikleri Almanya’da geçirir. Berlin’deki Technische Hochschule’da Makine Mühendisliği okur ve 1884’de kimyager Hermann Vogel’den kimyanın fotoğrafın yaratılmasındaki fonksiyonu ve kullanımı üzerine ders alır, kursa katılır. Böylece kıvılcımını içinde taşıdığı tutkusu süreklilik kazanır.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
Alfred Stieglitz

1890’da Amerika’ya dönüşünden bir süre sonra The American Amateur Photographer dergisi ve Kamera Notları adı altında Camera Club of New York’ta yazılar yazması ve aynı zamanda edite işleri ile uğraşması etkisini arttırır. Çoğu yazı ona ait olmasına rağmen para almaz.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
Venetian Canal, Alfred Stieglitz, 1894

Yirmili yaşlarının sonunda Emmeline Obermeyer (Emmy) ile evlenir. Birlikte Avrupa’ya giderler. Bu seyahatler uzaklaşmak ve biraz nefes alıp Stielglitz’e yeni fotoğraf alanları yaratmak adına iyi gelir. Reflections serisinin önemli örneklerinden biri olan “Venetian Canal” (1894) böyle seyahatlerden birinde çekilmiştir. Fransa ve Almanya gezilerinde pek çok ressam ve dönemin ünlü kişisi ile tanışır.

Kulüp’le arası açıldıktan sonra Photo-Secession’un başlattığı bir serginin küratörlüğünü üstlenir. Bu ismi Amerika’ya taşıma isteği, Almanya’da yeni fotoğrafçıların ve Edward Munch ile Henri de Toulouse-Lautrec gibi ressamların “Secession’s” (resim sanatını fotoğrafta kullanan aralarında ünlü ressamların da bulunduğu bir grup) çatısı altında sergilenen grafik-resimlerini görmesi, içselleştirmesi sonucu ortaya çıkar. Serginin başarısı Camera Work dergisini (1903) yayımlamaya başlamasını sağlar. Pek çok Amerikalı ve Avrupalı fotoğrafçıya yer verir. Edward Steichen ile tanışır. Sonrasında ortak projelere imza attıkları iyi bir dostlukları olur.

1905 yılında, diğer sanat dallarının yanında-ve onlara eşit ağırlıkta, fotoğrafın da artık sanat olarak kabul edildiği iki galerinin kurucusudur.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
Two Towers, New York, Alfred Stieglitz, 1911

Erken dönem fotoğrafları:

Erken dönem fotoğrafları resme daha yakın ve resim sanatına benzeyen özellikler taşır. Örneğin 1911’de çektiği Two Towers, New York” görüntüyü yumuşatmak ve kış mevsimine daha yakın renkler sunmak adına yeşil-siyah mürekkep yardımı ile bir foto-gravür olarak ortaya çıkar. Kar bileşendir ve fotoğrafa yansıyanların ortak birleştireni olduğu gibi resim etkisi verir.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
Reflections, Night, New York, Alfred Stieglitz, 1898

Daha erken dönem bir fotoğrafına baktığımızda ise doğa olaylarından faydalandığını ve bunların kompozisyonlarını yaratmasında etken olduğunu izleyebiliriz. Reflections, Night, New York” (1898) ismini verdiği fotoğrafta; yağmuru, ıslak zeminde oluşturduğu yansımayı ve yansımada ağaçların ve ışıkların siluetlerini seçebiliriz. Bu tip seri fotoğrafları tercih etmesinin nedeni ise New York’un New Yorklulara, Paris’in Parislilere göründüğü kadar güzel görünebileceğini anlatma isteği diyebiliriz.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntımFifth Avenue, Winter; 22 Şubat 1893’te kar fırtınası altında 3 saat beklememin sonucunda ortaya çıkmıştır. Uygun zamanı bekledim. Ve sabrım kesinlikle ödüllendirildi. Elbette şans da bir faktör çünkü saatlerce bekleyebilir fakat arzu ettiğim sonuca varmam mümkün olmayabilirdi”

 

 

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
“A Wet Day On The Boulevard-Paris”, Alfred Stieglitz, 1894

Daha sonraları modernizm ve yenilik dürtüsüyle fikrini değiştirir ve fotoğrafın kendi gücünü yaratması-dışa vurması, resim etkisinde kalmaması, resme benzetilmeye çalışmadan var olması gerektiğini düşünür. Böylece fotoğraflarında; daha sivri köşeleri olan, sınırları zorlayan ve geometrik formaların üzerinde oynandığı bir alan yaratır. Ancak Stieglitz’in bu çıkışları, -başlarda- göreceli olarak zayıf kalır.

Fotoğrafçı olarak rolün en büyüğünü kapmasındaki ve tanınmasındaki baş sebep; bir foto-muhabiri sonrasında fotoğraf yazıları yazarı ve aynı konuda dergi editörü olmasıdır. Gerisi elbette yaratıcılık sınırlarını zorlayan yeteneğine ve ufkunu geniş tutmasına bağlıdır. Bir karenin içinde ışık yardımı ile var olan bir sahnedir fotoğraf onun için ancak olanakları ve gösterdikleri ufuğun ötesinde; sonsuzdur!

Hayatının son yıllarında; “Tüm fotoğraflarım kaybolmuş olsalardı ve sadece Steerage ile hatırlanacak olsaydım, bu benim için büyük memnuniyet olurdu” dediği, –The Steerage ismini verdiği- fotoğraf, 1907 yılında gerçekleştirdiği bir gemi yolculuğunun kameraya yansımasıdır.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
The Steerage, Alfred Stieglitz, 1907

SS Kaiser Wilhelm II dönemin en lüks gemilerden biridir. Stieglitz ve ailesi birinci sınıf yolcular arasında yer almaktadırlar. Yolculuk esnasında, gemiyi keşfe çıkması ile birlikte en ucuz biletle yolculuk eden insanların temiz havayı nasıl içlerine çektiklerini görür. Kamarasına gider, kamerasını alır, güvertenin o bölümüne, deyim yerindeyse sahnesine döner ve çok seveceği o kareyi çeker. Kendi kendine, içindeki sese, bu fotoğrafın önemini fısıldar. Sır saklar gibi bir hafta sonrasında bile hala fotoğrafı basmayı reddeder hatta The Steerage’ı dört yıl sonra yayımlar ve o dört yılın üzerine iki yıl daha ekleyerek sergilenmesine ancak karar verir.

Peki önemi nedir bu fotoğrafın?

The Steerage, Stieglitz için fotoğrafın merkezini değiştiren karedir diyebiliriz. Eskiden mükemmellik arayışı ile güzel-sanat üretmek adına geliştirdiği şeylerin tümünün, daha modernist bir yaklaşıma evrildiği fotoğaf olma özelliğini taşır. Fotoğrafta odak onun için artık tek olmak zorunda değildir. Mesleğini konuşturur; makine mühendisliğini, yapı piramidini ve bilimi kullanır. Gayet modernist bir yaklaşımla görsel bir kontrast oluşturmuş olduğunu fark eder. Kabaca yukarıdakiler ve aşağıdakiler olarak tanımlayabileceğimiz yani gerçek anlamda dönemin sınıf farkını yakalamıştır.

The Steerage hem ait olduğu dönemin hem de sonrasının ilerisinde bir fotoğraftır. Mekânsal dokümanter niteliği taşıyan, daha net tabirle birbirine tezat iki bölüm-eklemli fotoğrafçılığın da bir anlamda ilk örneğini oluşturur. Bunu başarı ile devam ettiren fotoğrafçılar arasında Henry Cartier-Bresson ve Sebastiao Salgado’yu sayabiliriz.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntımThe Steerage’in dört bölümde incelenmesi halinde:

1. Yürüme yolu/yaya köprüsünün; resmi diyagonal ortadan bölmüş olduğunu fark ederiz. Ve aslında vardığı bir çıkış noktası da yoktur. Fonksiyonel değildir. Çünkü dikkat ettiğimizde geminin o bölümünde de demir parmaklıklar vardır ve herhangi bir çıkış sunmamaktadır. Resme hem aydınlığı ile hem de aşağıda belirteceğimiz ögelerle hükmedendir.

2. Hasır şapka üst kattaki birinci sınıf yolcularını sembolize etmeye çok açıktır. Hem reel kullanımı hem fotoğrafa kattığı ışık bakımından daha başka detaylara da odaklanma ihtiyacımızı besler. Ve belki de açık rengi olmasa; odak noktalarımızdan biri olmaktan çıkabilecekken –en azından ilk etapta-, üst katı ışığı ile aydınlatır.

3. Sağ taraftaki merdiven; resmi bölen ve hiçbir çıkışı olmayan yaya köprüsüne tezat oluşturarak iki katı birleştirmektedir ve fotoğrafa hareketlilik kazandırmaktadır.

4. Son olarak bir diğer dikkat çekici unsur ise yukarı katta çoğu insanın çekilmekte olan bir grup fotoğrafına poz verir gibi görünmesine karşın alt katta tamamen doğal, kendi hızında ilerleyen, gündelik bir yaşam görmekteyiz. Bu anlamda anı yakalama girişimi olan fotoğrafı sahnelendiğini güvertede capcanlı içimizde hissederiz. Asılı çamaşırlar bile bunu destekleyecek niteliktedir.

Konumuza döndüğümüzde; süregelen yıllarda artık tamamen farklı bir bakış açısı ile 1917’ye kadar çeşitli galeriler, sergiler açmaya, sürekli değişen sanatçı ve fotoğrafçılarla farklı projeler üretmeye, yazılar yazmaya devam eder Stieglitz.

Tam da bu noktada Alfred genç bir ressamın çizimlerinden çok etkilenir.

Öyle ki sanatçının kendisi ile herhangi bir ön görüşmede bulunmadan eserlerini galerisinde sergiler. Bu sanatçı farklı ve kendine has üslubu ile Georgia O’Keeffe’dir. Georgia kendisine nezaketen de olsa sorulmamasına haklı bir alınganlık gösterir ve ikili arasında tartışmalı yazışmalar başlar. Tanışırlar. Georgia’nın resimleri sergilenmeye devam eder ve aralarında önce iş, sonra aşkla devam eden yeni bir hayata adım atarlar. Georgia, Alfred’in kendisine çalışabileceği bir ofis ayarlama sözü ile New York’a taşınır.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
Georgia O’Keeffe, Albert Stieglitz, 1918

Alfred çocukluğundan beri bulacağına inandığı “ruh ikizini” ve fotoğraf sanatını daha da yükseğe taşıyabileceği ilham kaynağını bulmuştur. Georgia’nın 1918’den 1925’e kadar -Nü resimlerden, bedeninin sadece bir kısmına veya çok küçük bir parçasına odaklı- pek çok fotoğrafını çeker (350’den fazla olduğu söylenir). Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntımÖzellikle de ellerini çekmeyi sever. Elleri bir objede, kendi üzerinde, boynunda, saçında olmak üzere yüzlerce fotoğraf… Hepsi tutkularının, aşklarının kanıtıdır Alfred için. Fakat modelinde –ve sevdiği kadında- daha çok kendisinin görmek istediği yönlendirmeleriyle oluşan fotoğraflardır bunlar. Buna uyum sağlayan Georgia’dır. Georgia ile çalıştığı pek çok fotoğraf vardır ancak sergilerinde adını özel bir vurgu ile belirtmez.  İlk eşinden ayrılma süreci uzun sürer fakat tamamlandığında sadece yakın çevrelerinin katıldığı basit bir törenle evlenirler (1924).

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
A Portrait, Hands with thimble, Georgia O’Keeffe, Alfred Stieglitz, 1920

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntımİlk yıllar çok güzel geçer. Birbirlerinin ilham kaynağı olarak ayrı ayrı ve birlikte pek çok esere imza atsalar da gerek ayrı şehir ve ülkelerden aldıkları sergi çağrıları gerekse çalışabilmek için yalnızlığı seçmeleri ara ara onları birbirinden uzaklaştırır. Mektuplaşmaları fakat aralıksız devam eder.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
Georgia O’Keeffe ve Alfred Stieglitz

Georgia 1946 yani Stieglitz’in ölümüne kadar da çoğunlukla uzakta kalır. 1938’de ilk kalp krizini geçirir Alfred. Bu ataklar onu her defasında daha da güçsüzleştirecektir. Ataklar belli fakat her defasında zorlaşan aralıklarla devam eder. 1946’da beyin kanaması geçirir, komaya girer ve hastaneye kaldırılır. Ölmeden önce son saatinde ve öldüğünde yanında “ruh ikizim” dediği modeli, karısı Georgia vardır.

Vasiyeti üzerine cenazesi çok yalın ve sadece en yakınlarının katıldığı bir törenle kaldırılır. Külleri yine vasiyetinin gereği çokça sevdiği ve vakit geçirdiği yazlık evlerinin olduğu George Gölü’ne götürülür. Tıpkı The Steerage’de görüp kamerasına sarılmasını sağlayan ucuz biletin insanları gibi “rüzgârı duyabileceği” yerde olmaktır isteği…

Georgia törenin bir gün sonrasında galeriyi devralır. 2.500’ün üzerinde fotoğrafı –kendi modellik ettiği fotoğrafları dahil- ayırır. Sınıflandırır. Eşinin adına sergiler düzenler ve bir süre sonra onları National Gallery of Art’a bağışlar. Daha sonraları satışa sunulanlar arasında elbette en pahalıya alıcı bulanlar O’Keeffe fotoğrafları olur.

Alfred Stieglitz Fotoğraf benim tutkum gerçeği arayışım takıntım
Alfred Stieglitz, son yıllarında son galerisi ve çalışma yeri The American Place ‘de.

Alfred Stieglitz 19.yy’ın değişime açık, aslında hiçbir sanat dalını sanat olarak kabul etmeyen ve bu bağlamda yaratıcı herhangi birinin bile eğitim almış birinden çok daha başarılı ve içine ruhunu katarak bir sanat eseri ortaya koyabileceğini savunan; 20.yy’ın ilk yarısında bunu yazıları, fotoğrafları, yaptığı kritiklerle çatlak bulabildiği her ortamda dile getiren, eyleme dönüştüren; belki de bu yüzden buraya sığdırmamın imkan veremediği kadar çok sanat, sanat eseri, genç yetenek ve halka açabileceği kadar fazla galeri ve projelere imza atan; kendisinin de bir amatör olduğunu her defasında vurgulayarak, ruhunu teknikle birleştirebilen, başta belirttiğim gibi döneminin hatta belki de tüm zamanların yetenekli ve modernist fotoğrafçılarından biridir.

Sonuç olarak, yapılan ve yapılacak olan neredeyse tüm büyük işler fotoğrafın peşinden aşk ile, severek koşanlara aittir, finansal sebeplerle bu işe girişenlerin değil. 

Bu yüzden amatör sözcüğünün karşılığı da aşk için emek veren anlamına gelir.


Kaynakça:
Photography, The Definitive Visual History, TomAng
Alfred Stieglitz: Camera Work: A Pictorial Guide, Dover Art Collections
Görsellerin bazıları: widewalls.ch

2 Yorum

  1. Blgn günaydın biz bir tiyatro topluluğu ekibiyiz amatör olarak başladık 10 yıla girdik başlayalı profesyonelliğe adım atıyoruz artık ayak takımı grubuyuz çoksa güzel geçiyo her haftamız provalarımızda Çarşamba akşamının gelmesini dört gözle bekliyoruz skeçler sahnede oyunları canlandırıyoruz harika geçiyo

Yorum yap

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin